TÜRKİYE İHRACATININ GELİŞİMİ

TÜRKİYE İHRACATININ GELİŞİMİ

 

1923-1930 DÖNEMİ

  • Yeni Türkiye Cumhuriyetin ilk yıllarına bakıldığında, sınai ve ticari altyapı bakımından Osmanlı’dan pek de parlak olmayan bir miras devraldığı görülmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkler daha çok askerlik ve bürokrasi alanlarında faaliyet göstermişler, sanayi ve ticaret ile fazla ilgilenmemişlerdir.

·         Her şeye rağmen 19. yüzyılın başlarında Osmanlı imparatorluğunda ufak atölyelerde icra edilen ve loncalar halinde örgütlenmiş bir sanayiinin mevcut olduğu görülmektedir. Pamuk ipliği, bez, ipekli kumaş ihracını gerçekleştiren bu sanayi,özellikle tanzimattan sonra çökmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar, dış ticaret hammadde ihraç eden, mamul madde ithal eden bir yapıda oluşmuştur.

·         1923 yılına gelindiğinde uzun süren savaşların sonunda sanayiinin büyük çoğunluğu İzmir ve İstanbul çevresinde bulunduğundan, büyük hasara uğramıştır. Bunlara ek olarak, fiziki altyapının durumu da ticaret ve ekonominin gelişimi açısından yeterli değildi.

  • Ticaret ve sanayi alanındaki bu olumsuz manzaraya paralel olarak Lozan Antlaşmasının dış ticaret rejimi ile ilgili bölümleri de genç Cumhuriyetin karşı karşıya bulunduğu bir diğer sorunu oluşturmakta idi. Zira Türkiye, dış ticaret alanında 1929 yılına kadar Osmanlı Döneminde belirlenen Gümrük Tarifelerini uygulamak zorunda kalmıştır. "Ulusal ekonomi" yaratma amacı doğrultusunda, ilk kez 1929 yılında ulusal bir gümrük tarifesi uygulamaya konulmuştur.
  • Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yıllarında, İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti liberal sayılabilecek bir ekonomi politikası izlemeye çalışmış, ekonomik kalkınmayı özel sektör vasıtasıyla gerçekleştirmeye çalışmış, ve bu arada yabancı sermayeye de olumsuz bir tavır takınılmamıştır.
  • 1923 yılında ihracat 50.8 milyon dolar, ithalat ise 86.9 milyon dolar iken bu rakamlar 1930 yılında sırasıyla 71.4 ve 69.5 milyon dolar düzeyine yükselmiştir. Bu dönemde 1930 yılı hariç olmak üzere tüm yıllarda dış ticaret dengesi sürekli açık vermiştir.
  • İhracatın sektörel dağılımına bakıldığında ise, tarımsal ürünlerin payının % 86 gibi çok yüksek bir düzeyde olduğu, sanayi mallarının payının ise % 8.6 olarak gerçekleştiği görülmektedir. İhraç ürünlerimizin tamamına yakın bölümünü yaprak tütün, ç.k. üzüm, pamuk, fındık, zeytinyağı, tiftik, gülyağı oluşturmuştur.
  • Bu dönemde dış ticaretin ülke bazında dağılımına bakıldığında bugüne benzer bir tablo ile karşılaşılmaktadır. İhracatımızda ilk sıralarda yer alan ülkelerin büyük oranda bugünkü durum ile örtüştüğü görülmektedir. İhracatımızda ilk sıralarda yer alan ülkeler sırasıyla; İngiltere, İtalya, Fransa, Almanya ve ABD olmuştur. Dönem sonlarına doğru Almanya’nın dış ticaretimizdeki payının yükselmeye başladığı görülmektedir.

1930-50 DÖNEMİ

  • Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin genel ekonomi ve dış ticaret politikalarında radikal değişikliklere gitmesi, 1929 yılından sonraya rastlamaktadır. 1929 yılından itibaren ithalatta gümrük vergisi uygulama hakkının doğması ve 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın da etkisiyle, uzun bir süre tamamen "korumacı ve müdahaleci" bir Dış Ticaret Rejimi uygulanmaya başlamıştır. Bu dönem içinde, ekonomi politikasının temel hedefi, kendi kendine yeterli bir ekonomik yapı oluşturmak olarak belirlenmiş, ihracat ekonomik hedefler arasındaki öncelik sıralamasında daha geride kalmıştır. Söz konusu dönemde, iç piyasaların temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelen ve hammaddesi yurtiçinden sağlanabilen endüstriler kurulmaya çalışılmış ve bu endüstriler yüksek gümrük tarifeleri ve kambiyo denetim uygulamaları ile korunmuştur.
  • 1933-1938 dönemi hızlı bir sanayileşme ve inşa dönemidir. Devletin fabrika kurmak ve işletmek suretiyle ekonomik hayata aktif müdahalesi olmuştur. Devlet ekonomiye 5 Yıllık Ekonomik Planlarla müdahale etmiştir. 1933-37 yılları arasında 1. Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmıştır. Ancak, İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanmasına rağmen, ikinci dünya savaşının çıkması üzerine uygulanamamıştır.
  • Bu dönemde ihracat da dahil olmak üzere dış ticaret ve dış ekonomik ilişkiler, 1930 tarihinde çıkarılan 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, yine aynı tarihli 1705 sayılı “Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkındaki Kanun” ile kontrol altına alınmıştır. Ayrıca, dış ticarette örgütlenme gereğinden hareketle Atatürk’ün imzasıyla “Doğu ve Cenub Vilayetleri Mıntıkası Canlı Hayvan İhracatçıları Birliği T.A.Ş.” kurulmuştur.
  • Özellikle savaş yıllarında dış ticaret rejimimizi sınırlayan ve kontrol altına alan bir sistem oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda 1939 yılında kamu kuruluşu niteliğinde Takas Limitet Şirketi ve 1941 yılında Ticari Tediyeleri Tanzim Komitesi kurulmuştur. Ayrıca 1940 yılında çıkarılan Milli Korunma Kanunu ise hükümete ihracat ve ithalatı sınırlama yetkisi vermiştir.
  • 2. Dünya Savaşı sonrasında, uluslararası ticareti serbestleştirme çabalarına paralel olarak Türkiye’de dış ticaret alanında bazı önemli adımlar atmıştır. 1946 yılında TL % 116 oranında devalüe edilmiş (1 $= 2.80 TL), ithalattaki sınırlamalar azaltılmış, 1947 yılında Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF), Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü (OEEC) ve Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasına taraf olunmuş ve 1949 yılında yeni bir Gümrük Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
  • 1946 yılına kadar -1938 yılı hariç- dış ticaret dengesinin fazla verdiği görülmektedir. Ancak, yapılan devalüasyona rağmen, ithal sınırlamalarının kaldırılması ve ihraç mallarımızın arz esnekliğinin düşük olması nedeniyle 1947 yılından başlamak üzere dış ticaret dengesi açık vermeye başlamıştır. (Bkz. Tablo)

1950-60 DÖNEMİ

  • 1950'li yılların başında, politik hayatta ve dünya ekonomi konjonktüründe yaşanan gelişmelere de bağlı olarak daha liberal bir dış ticaret politikası izlenmeye başlanmıştır. Bu serbestleşme ve dışa açılma çabaları sonucunda 1950-52 yılları arasında ithalat % 65 oranında libere edilmiştir. Dış ticaret alanında 1953 yılına kadar devam eden bu süreç baş gösteren döviz sıkıntısı nedeniyle bu tarihten itibaren yavaş yavaş terkedilmeye başlamıştır. 1950’li yılların başında yapılan liberalizasyon ithalatın, tarımsal ürünlerin üretiminde görülen artış ise ihracatın artmasında etkili olmuştur.Ancak, 1953 yılından sonra alınmaya başlayan tedbirler neticesinde ithalat dönem sonuna kadar devamlı düşmüş, ancak bu dönemde dış ticaret dengesi sürekli açık vermeye devam etmiştir. (Bkz. Tablo)
  • Nitekim, dış ticaret açığının sürekli artması neticesinde, 1958 yılından sonra bazı istikrar tedbirleri alınmış, büyük oranlı bir devalüasyonla birlikte ithalat, tarife ve miktar kısıtlamalarıyla kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. 1957 yılında 345 milyon dolar seviyesine kadar yükselen ihracat, tarımsal gelişmenin durması, yükselen iç fiyatlara rağmen sabit kur politikasının sürdürülmesi ve sübvansiyon politikalarının ihracatı caydırıcı şekilde uygulanması neticesinde, 1958 yılında 247 milyon dolar seviyesine gerilemiştir. Bu dönemin temel özellikleri; kronik dış açık, geniş çapta hava şartlarına bağımlı bir ihracat ve dış yardım ve kredi imkanlarıyla sınırlanan ithalat hacmi olarak özetlenebilir.
  • Bu dönemde ihracatın % 70 kadarını tarımsal mallar oluşturmuştur. Belli başlı ihraç ürünlerimiz ise; tütün, fındık, kuru meyveler, pamuk ve tahıl gibi hammadde niteliğinde tarımsal ürünlerden oluşmaktadır.

 

 

1960-70 DÖNEMİ

  • 1960 yılından sonra, ekonomi ve dış ticaret politikalarında radikal değişikliklerin yapıldığı yeni bir döneme girilmiştir. "Planlı Kalkınma Dönemi" olarak adlandırılan bu dönemde ekonomi beş yıllık planlarla yönlendirilmeye çalışılmıştır.
  • Bu dönemde dış ticaret stratejisi olarak "ithal ikameci" politikalar benimsenmiştir. 1960-70 yılları arasında ithal ikamesi stratejisi çok daha yoğun bir şekilde uygulanmış ve ihracat caydırılmış ve iç pazara yönelik üretim yapan sanayilere ağırlık verilmiş, bu sanayilerde yüksek koruma duvarlarıyla korunmuştur.
  • Bununla birlikte, ihracat I. Beş Yıllık Plan hedeflerini aşmış ancak yapısında değişim olmamıştır. Sanayi ürünlerinin payı dönem boyunca artmamış hatta bazı yıllar azalış göstermiştir. Tarım ürünlerinin payında ise tam tersine bir artış yaşanmış ve % 80 düzeyine yükselmiştir. 5 yıllık süre boyunca ihracat ortalama % 7.6, toplam 5 yılda ise % 38 oranında artış göstermiştir. (Bkz. Tablo) 
  • Bu dönemdeki önemli bir diğer gelişme ise 1963 yılında AET ile imzalanan “Ortaklık Anlaşması” olmuştur. Yine bu Anlaşma uyarınca öngörülen Geçiş Süreci de bu tarihler arasında yaşanmıştır.

1970-1980 DÖNEMİ

  • 1970'li yıllarda ise, geniş kapsamlı vergi iadesi uygulamaları ile sanayi ürünleri ihracatını özendirici politikaların izlendiği görülmektedir. Ancak, dünya konjonktüründeki olumsuzlukların da etkisiyle bu çabalar yeterli olmamıştır. Özellikle uygulanan sabit kur politikası, iç talepteki genişleme ve arzın belirli mallarda yetersiz kalması sonucu ihraç edilebilir ürün fazlası daralmış ve Türkiye’nin ihracatının dünya ihracatı içindeki payı sürekli olarak gerileme göstermiştir.
  • 1970’li yılların başında ve sonlarında görülen iki büyük petrol krizi Türkiye’yi de olumsuz yönde etkilemiş ve ihracat gelirinin büyük bir kısmı ancak petrol ithalatını karşılayacak düzeye gelmiştir. Ayrıca, 1974 yılı Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında, ABD’nin ülkemize ambargo koyması dış ticaretimizi olumsuz yönde etkilemiştir. 1970’li yılların sonunda ödemeler dengesindeki açık büyümüş, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık artmış, döviz darboğazı nedeniyle üretim durma noktasına gelmiştir.
  • 3. Beş Yıllık Planın da uygulandığı bu dönemde, ithalat hızla artarken, ihracat fazla bir gelişme gösterememiştir. 1971 yılında ithalatımız, 1973 yılında ise ihracatımız ilk kez 1 milyar doları aşmıştır. İhracatın mal gruplarına bakıldığında, tarım ürünleri ilk sıralarda yer alırken, sanayi ürünlerinin payında belli bir yükselme yaşandığı ve % 27’ler düzeyine yükseldiği görülmektedir.

1980-1990 DÖNEMİ

  • 1980 yılı Türk ekonomisi ve dış ticaret politikaları açısından çok önemli bir dönüm noktasıdır. 1970’li yıllarda yaşanan 2 petrol krizi sonrasında dünya ekonomisinde baş gösteren olumsuz gelişmelere paralel olarak Türkiye ekonomisinde de yaşanmaya başlayan sorunlar, radikal kararların alınmasını kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu nedenle, 24 Ocak Kararları olarak bilinen geniş kapsamlı bir ekonomik paket uygulamaya konulmuştur.
  • Temel amacı ülke ekonomisinin serbest piyasa mekanizması kurallarına göre işlemesini sağlamak ve dünya ekonomisi ile bütünleşmeyi gerçekleştirmek olan bu ekonomik program ile birlikte Türkiye, ülke ekonomisini dışa kapalı bir hale getiren ithal ikamesine dayalı sanayileşme stratejisini terletmiş ve “ihracata dayalı sanayileşme” stratejisini benimsemiştir.
  • İhracatta önem arz eden ulaşım, haberleşme ve diğer altyapı yatırımları hız kazanmış; ihracatçılık saygın bir bir meslek haline gelmiş ve ihracat seferberliği başlatılmıştır.
  • Bu dönemde, ihracat ile ilgili bürokratik engeller büyük ölçüde azaltılmıştır. Nitekim, 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu ile ilgili olarak Temmuz 1984 tarihinde çıkarılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 30 Sayılı Karar, 1989 tarihine kadar kambiyo rejiminin esasını oluşturmuş, bu tarihte yapılan değişiklikle her türlü dövizin ithali serbest bırakılmıştır. 1990 yılında Kambiyo Rejimi daha da liberalleştirilerek Türk Lirası’sının konvertibilite özellikleri güçlendirilmiş ve 32 sayılı Karar'da yapılan değişiklikle, TL ile ihracat ve ithalat serbest bırakılmıştır.
  • Anılan dönemde, “Dış Ticaret Sermaye Şirketi” (DTSŞ) modeli teşvik edilerek bu şirketlerin pazar bulma, dış ticaret işlemlerini yürütme, tanıtım gibi hizmetleri yapması düşünülmüştür. 1980'li yılların başındaki "ihracat seferberliği"nin temeli de bu büyük şirketlere dayalı bir modele oturtulmuştur, ve 1981-89 döneminde DTSŞ’lerin ihracattaki payı %35 civarında gerçekleşmiştir.
  • 24 Ocak 1980 Kararları çerçevesinde, gerçekleştirilen devalüasyon sonucu TL’nin değeri ABD Doları karşısında %49 oranında düşürülmüş ve iç talep kısılarak ihracata ivme kazandırılması amaçlanmıştır. Sabit kur uygulaması terk edilerek günlük olarak ayarlanan esnek kur sistemine geçilmiş ve bu sayede gerçekçi kur politikası uygulanmaya çalışılmıştır. Başta parasal ve nakdi teşvikler olmak üzere ihracat değişik destek unsurları ile teşvik edilmiştir.
  • Dış ticaret rejiminin liberalleştirilmesi 1983 yılından sonra artan bir hızla sürdürülmüş, ithalatta pozitif listeden, negatif listeye geçilmiş, miktar kısıtlamaları yerine tarife uygulaması ön plana çıkarılmış, koruma oranları giderek düşürülmüştür.
  • İhracat Rejimi zaman içinde yapılan değişiklik ve düzenlemeler ile tescil, lisans ve ruhsat uygulamaları yürürlükten kaldırılarak, ihracat serbestisi prensibi getirilmiştir.
  • İhracatı artırmak için hukuki düzenlemelere ilave olarak ihracatçılara, vergi iadesi, gelir vergisi istisnası, döviz tahsisi, gümrük muafiyetli hammadde ithalatı ve ihracat kredileri gibi bazı parasal ve mali teşvikler sağlanmıştır. Ayrıca, yine ihracatçılara Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu ve Destekleme Fiyat İstikrarı Fonu’ndan finansman desteği sağlanmıştır.
  • Türk ihracatçılarının dış pazarlarda rekabet gücünü artırmak ve Türkiye’nin ihracata yönelik stratejisini desteklemek amacıyla 1987 yılında Türk Eximbank kurulmuştur.
  • Yukarıda kısaca özetlemeye çalışılan politikalar sayesinde, ülkemiz dış ticaret hacmi ve özellikle ihracatında önemli artışlar gerçekleşmiş ve ihracatımızın ürün kompozisyonu da büyük oranda değişmiştir.1979 yılında 2.3 milyar dolar olan ihracatımız 1990 yılına gelindiğinde 12.9 milyar dolar düzeyine çıkmıştır. İhracatımız içinde tarım ürünleri payı hızla gerilerken sanayi mallarının payı önemli oranda artış göstermiştir. Nitekim 1980 yılında % 36 olan sanayi ürünlerinin toplam ihracat içindeki payı 1990 yılına gelindiğinde % 80’e ulaşmıştır.

1990-2000 DÖNEMİ

  •  90'lı yılların başında gerek dünya ekonomisinde yaşanan durgunluk ve “Körfez Krizi” gibi dış faktörler, gerek ekonomideki yüksek enflasyon oranı, kamu açıkları, artan iç ve dış borç stoğu gibi kronikleşen sorunların sonucunda, ülkemiz, 1994 yılında ekonomik kriz yaşamış ve bu kriz sonrasında 5 Nisan Kararları olarak bilinen, ekonomik istikrarın sağlanmasının teminen bir dizi tedbirler paketini uygulamaya koymuştur. Yukarıda değinilen iç ve dış faktörler 1990-1993 döneminde ihracatımızın artış hızında yavaşlamaya sebep olmuş, anılan dönem boyunca ihracatımız sadece %18 artmıştır.
  • 1994 yılında yapılan yüksek oranlı devalüasyon ve uygulanan ekonomi politikaları, uluslararası piyasalardaki rekabet gücümüzü olumlu yönde etkilemiş olup, 1994 ve 1995 yıllarında ihracatımız sırasıyla %18 ve %19,5 oranında artış kaydetmiştir.
  • 1995 yılında, bir yandan uluslararası ticaretin serbestleşmesinin sağlanması amacıyla II. Dünya Savaşı'ndan sonra başlatılan GATT sürecinin tamamlanması ile oluşturulan Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) üye olunurken diğer yandan, 1.1.1996 tarihinden itibaren AB ile gümrük birliğine gidilmesi karara bağlanmıştır.
  • Küresel ve bölgesel boyutta yaşanan bu gelişmeler neticesinde, 1980 sonrasında yoğun bir şekilde uygulanan ihracat performansına dayalı doğrudan ve nakdi teşvikler kaldırılarak, uluslararası yükümlülüklerimize uygun olarak hazırlanan "İhracata Yönelik Devlet Yardımları" programları ve tanıtım faaliyetleri uygulamaya konulmuştur.
  • Avrupa Topluluğu Mevzuatına uyum çalışmaları çerçevesinde, İhracatı Teşvik Mevzuatının da Topluluğun Gümrük Kodu'na uyumlu hale getirilmesi için yapılan çalışmalar kapsamında oluşturulan Dahilde İşleme Rejimi 1.1.1996 tarihi itibariyle İhracatı Teşvik Mevzuatı yerine ikame edilmiştir.
  • 1990’lı yıllara gelindiğinde ise, ülke ekonomisinde ve istihdamında çok önemli bir yere sahip olan Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin bir araya gelmesi ve işletmelerin “Sektörel Dış Ticaret Şirketleri” adı altında kurulan çok ortaklı şirketler aracılığıyla ihracat yapmaları gündeme gelmiştir.
  • 1996 yılında ihracat artış hızının %7,3 oranında gerçekleşerek yavaşlamasının en önemli nedeni dünya ticaretinin büyüme hızındaki yavaşlamadır. DTÖ verilerine göre, dünya ticaret hacmindeki artış 1995 yılında %9,1 iken 1996 yılında %5,4'e düşmüştür.
  • İhracatın 1997 yılında bir önceki yıla kıyasla daha hızlı gelişme göstererek %13,1 seviyesinde artması ve 26,2 milyar dolar düzeyine çıkmasının esas nedeni, yılın ikinci yarısında Asya'da ortaya çıkan mali krizin etkilerine rağmen, dünya hasılasında kaydedilen önemli ölçüde büyüme sonucunda artan dış talep olmuştur. Nitekim, dünya hasılasında büyümeye paralel olarak DTÖ verilerine göre, 1997 yılında mal ticaret hacmi %10,7 oranında artış göstererek 1976 yılından bu yana kaydedilen en yüksek artış hızına ulaşmıştır.
  • Ancak 1997 yılı ortalarından itibaren, önce Uzakdoğu ülkelerinde mali piyasalarda başlayan kriz, zamanla reel sektörü de kapsamış ve bunun sonucu olarak, 1998 yılında dünya ekonomisinin büyümesi sadece %2,2 oranında kalırken, dünya ihracatı ise %1,6 oranında gerilemiştir. Söz konusu gelişme doğal olarak ülkemiz ihracatını da olumsuz etkilemiştir. Özellikle küresel krizin 1998 yılı Ağustos ayında Rusya'ya sıçraması ülkemiz ihracatında beklenen artışın gerçekleşmesini engellemiştir. Dünya talebindeki daralma, dünya mal fiyatlarında gözlenen düşme sonucu ülkemiz dış ticareti önemli ölçüde etkilenmiş ve 1998 yılında ihracatımız %2,7 oranında artarak 27 milyar dolar olmuştur.
  • 17 Ağustos 1999 tarihinde ve daha sonra yaşanan depremlerin sonucunda %6,1 oranında daralan ülkemiz ekonomisi ihracatımızı da olumsuz yönde etkilemiş ve, 1989 yılından itibaren sürekli artış gösteren ihracatımız 1999 yılında %1,4 oranında azalarak 26,5 milyar dolara gerilemiştir.
  • 2000 yılı gerek uluslararası piyasalarda Euro/Dolar paritesinde Euro aleyhine yaşanan gelişmeler, gerekse ham petrol fiyatlarında gözlenen yüksek artışın maliyetleri artırıcı etkisi gibi dışsal faktörlerden kaynaklanan olumsuz gelişmeler sebebiyle, ihracatçılar açısından zor bir yıl olmuştur. Ayrıca Ekonomik Program'ın ilk yılı olması sebebiyle, enflasyon hedefine paralel olarak yürütülmekte olan kur politikası, ihracatımızı olumsuz yönde etkileyen diğer bir gelişme olmuştur.
  • Dışsal ve içsel faktörlerden kaynaklanan tüm bu olumsuzluklar neticesinde, 2000 yılında ihracatımız %4,4'lük artışla 27,8 milyar dolara ulaşmıştır.
  • 2000 yılı toplam ihracatının %91,2'lik bölümünü imalat sanayi ürünleri, %7,1'lik bölümünü tarım ve ormancılık ürünleri ve %1,4'lik bölümünü madencilik ürünleri oluşturmuştur.
  • 2000 yılı ihracatının ülke ve ülke gruplarına göre ayırımına bakıldığında ise; en önemli ihraç pazarımız olan OECD ülkelerine yönelik ihracatın 19 milyar dolar olarak gerçekleştiği görülmektedir. Aynı şekilde Avrupa Birliği'ne yönelik ihracatımız 14,5 milyar dolar olurken, OECD ülkelerinin toplam ihracatımız içindeki payı ise % 68,4 olmuştur. Söz konusu dönemde OECD üyesi olmayan ülkelere yönelik ihracatımız ise, bir önceki yıla göre değerde % 1,6 oranında artarak 7,9 milyar dolar olmuş ve genel ihracatımız içerisindeki payı da % 28,3 düzeyinde gerçekleşmiştir.
  • Ülke sıralamasında ise, ilk sırada 5,1 milyar dolar ile Almanya yer alırken onu sırasıyla ABD, İtalya, İngiltere ve Fransa izlemiştir.

 

 

2001-2003 DÖNEMİ

 

·         Dünya hasılasında 2001 yılı ile birlikte başlayan yavaşlama süreci, 11 Eylül saldırılarının ardından daha da belirgin hale gelmiş ve 2001 yılında dünya hasılası %2.4 artış ile son 10 yılın en düşük büyüme oranını gerçekleştirmiştir. 2002 yılında ABD ve gelişmiş Asya ekonomilerinde gözlenen talep iyileşmeleri ve Çin ekonomisindeki büyüme dünya ekonomisinde göreli bir canlanma yaşanmasına sebep olmuş, ancak AB ve Japonya ekonomilerinde talep artış hızının düşmesiyle birlikte 2002 yılı dünya hasılası ancak %3 seviyesinde artmıştır.

·         Dünya hasılasındaki gelişmelere paralel bir seyir izleyen dünya mal ihracatı, 2001 yılında %3.9’luk bir daralma yaşamış, 2002 yılında ise bir önceki yıla göre %4,2’lik bir büyüme performansı sergileyerek 6,5 trilyon dolar düzeyine ulaşmıştır.  

·         2003 yılına gelindiğinde ise, dünya hasılasının % 3.9, dünya ihracatının ise % 16 oranlarında arttığı ve dünya ihracatının 7,3 trilyon dolar seviyesine yükseldiği görülmektedir. 2003 yılında dolar/euro paritesinde yaşanan gelişmeler, dolar cinsinden açıklanan ticaret rakamlarının yüksek oranda artışına neden olmuştur.  

·          2001 yılı Şubat ayında yaşanan ekonomik krizin ardından ülkemiz ihracatında ciddi oranda  bir artış görülmüştür. Kriz sonrasında serbest dalgalanmaya bırakılan Türk Lirası’nın büyük oranlı devalüe edilmesi ve krizin etkisiyle birlikte büyük oranda daralan iç talep sonucunda, firmalar, krizden çıkış yolu olarak ihracata yönelmişlerdir. Bunun neticesinde, ihracat 2001 yılında, 2000 yılına göre % 12,8 oranında artmış ve 31,3 milyar dolar olmuştur.  

·         İhracatımızdaki yüksek oranlı artışın 2002 yılında, 2001 yılında yaşanan yüksek oranlı devalüasyon gibi bir gelişmenin olmamasına rağmen, devam ettiği 2002 yılı ihracatımızın, 2001 yılına göre % 14,1 oranında artarak 35,8 milyar dolara ulaştığı görülmektedir. Sağlanan bu yüksek oranlı artışta, iç talepte devam eden durgunluk, özellikle imalat sanayi üretimindeki artış, işgücü verimliliğindeki yükseliş, reel işgücü maliyetlerindeki düşüş ve 2001 yılında gerçekleştirilen ihracat bağlantılarının çok etkili olduğu anlaşılmaktadır.  

·         2001 ve 2002 yılındaki ihracat artışının 2003 yılında hızlanarak devam ettiği görülmektedir. Nitekim, 2003 yılında ihracatımız, bir önceki yıla göre % 31’lik bir artış göstermiş, ve 47,3 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.

·         Bu ihracat rakamı, 2003 yılı itibariyle Türkiye’yi dünyanın en büyük 24. ihracatçı ülkesi yapmıştır. Ayrıca, % 31’lik ihracat artış oranı Türkiye’yi en büyük 30 ihracatçı ülke arasında en yüksek ihracat büyüme oranını yakalayan ikinci ülke konumuna yükseltmiştir.  

·         2003 yılında sağlanan ihracat artışının ana nedenleri ise; iç talebin tam olarak canlanmamasına rağmen üretimdeki artışın devam etmesi, reel işgücü maliyelerindeki düşüşün ve verimlilikteki artışın devam etmesi, faiz oranlarındaki düşüşün yarattığı finansman kolaylığı, ihraç fiyatlarındaki artış, dolar/euro paritesindeki gelişmelerin olumlu yansımaları ve enerji fiyatlarının genel fiyat artışının çok altında gerçekleşmesinin yarattığı maliyet avantajı olarak sayılabilir.  

·         2003 yılı ihracatımızı ülke grupları açısından incelediğimizde ise, Avrupa Birliği ülkelerinin 24 milyar dolarlık ihracat ve yaklaşık % 52’lik pay ile ihracatımızda ilk sırada yer aldığı görülmektedir.  

·          Geleneksel ihraç pazarlarımız olan AB ve OECD ülkelerinin yanı sıra, yeni pazarlara girme ve kalıcı olma konusunda da çok önemli başarılar sağlanmıştır. Nitekim, 2003 yılında İslam Konferansı Teşkilatı Ülkelerine yönelik ihracatımız bir önceki yıla göre % 40 düzeyinde artmış ve 7,2 milyar dolar olmuştur. Benzer şekilde, Türki Cumhuriyetleri ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ülkelerine yönelik ihracatımızda da sırasıyla % 43 ve    % 48’lik artışlar yaşanmıştır.  

·          Tüm bunların yanı sıra, ülkemiz 2000 yılından bu yana uygulanmakta olan “Komşu ve Çevre Ülkelerle Ticareti Geliştirme Stratejisi” nin bir sonucu olarak, geçmiş iki yılda olduğu gibi 2003 yılında da uzun yıllardan beri ihmal edilmiş olan komşu ülkelere yönelik ihracatını da ciddi biçimde arttırmayı başarmıştır. Bu kapsamda, komşularımıza yönelik ihracatımızda bir önceki yıla göre % 60.4 oranında artış sağlanmış ve anılan ülkelerin toplam ihracatımız içindeki payı ise % 15 seviyelerine yaklaşmıştır.  

·         Son dönemlerde ihracatımızın sektörel yapısında da çok önemli gelişmeler ve dönüşümler yaşandığı bir dönem olmuştur. Anılan dönemde, katma değeri yüksek, ileri teknoloji ihtiva eden otomotiv, elektrik-elektronik ve makine imalat gibi sektörlerin ihracatımızdaki paylarının hızla arttığı görülmektedir.  

·          Nitekim, 2003 yılında otomotiv sanayii ürünleri ihracatımız 2002 yılına göre % 55 oranında artmış ve 5 milyar dolar olmuştur. Benzer şekilde, makine imalat sektörü ihracatımız bir önceki yıla göre % 40 oranında artarak 4 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.  

·         Öte yandan, ihracatımızın lokomotif sektörleri olan tekstil ve hazır giyim ihracatımız ise 2003 yılında 15 milyar doları aşmıştır. Ayrıca, anılan sektörlerde moda ve markaya dayalı ürün ihracatında da çok önemli artışlar yaşandığı görülmektedir.  

·         Geleneksel ihraç ürünlerimizden olan demir ve çelik ihracatı ile yine son dönemde başarılı bir ihracat performansı gösteren kimyasallar ihracatımızın da 2003 yılında sırasıyla % 18 ve % 24 oranlarında arttığı ve 3,3 ve 1,9 milyar dolar olduğu görülmektedir.     

·         Son yıllarda büyük bir atılım içinde olan makine imalat sanayi ihracatımız da, bir önceki yıla göre % 35 gibi çok yüksek bir oranda artmış ve 3,9 milyar dolara ulaşmıştır.  

·         2003 yılında tarımsal ürün ihracatımız ise, bir önceki yıla göre % 30 oranında artış göstermiş ve 5,3 milyar dolar olmuştur. Alt gruplar itibariyle bakıldığında meyve sebze mamullerinin % 25, hububat ve mamullerinin % 37, hayvansal ve bitkisel yağların % 160 ve tarımsal hammaddelerin % 36 oranlarında ihracat artışı sağladığı görülmektedir.

·         Öte yandan, 2003 yılında madencilik ürünleri ihracatı ise, bir önceki yıla göre % 36 oranında artarak 2 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.

        

2004 YILI GELİŞMELERİ

 

·         “Sürdürülebilir ihracat artışını sağlayacak ihracat yapısını oluşturmak” amacıyla hazırlanan İhracat Stratejik Planı 2004 yılı Ocak ayında yürürlüğe konulmuştur. Planın uygulama, izleme ve değerlendirme süreci çerçevesinde 5 stratejik amaç için oluşturulan toplam 20 çalışma grubu bünyesinde 600’ü aşkın kamu/özel sektör temsilcisinin katılımıyla sürdürülen çalışmaların 2006 yılı sonuna dek devam etmesi öngörülmektedir. Planın uygulama süreci, ihracata yönelik tüm faaliyetlerin ortak mutabakatla belirlenerek bir çatı altında toplandığı bir şemsiye oluşturarak etkinliğimizi artırmaktadır.

·         2004 yılında ise ihracatımız %33,6 artışla 63,1 milyar dolar, ithalatımız %40,7 artışla 97,5 milyar dolar olmuştur. Böylelikle, 2003 yılında %69,8 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı 2004 yılında %64,6’ya gerilemiş ve dış ticaret hacmimiz 160 milyar doları aşmıştır. Böylece, ihracat hacmi bakımından dünya ülkeleri arasında 24. sırada bulunan ülkemiz 2004 yılında 22. sıraya yükselmiştir.

·         2004 yılı ihracatımız ülke grupları itibariyle incelendiğinde, Avrupa Birliği ülkelerinin 34,4 milyar dolarlık ihracat ve %54,6’lık payla ihracatımızda ilk sırayı aldığı görülmektedir.

·         2004 yılında ihracatımızın ülke grupları açısından çeşitlendirilmesinde de önemli başarılar elde edilmiştir. 2003 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısı 9 iken, 2004 yılında 14 ülkeye ulaşılmıştır. 

·         2000 yılında yürürlüğe konulan “Komşu ve Çevre Ülkeler ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi” ve 2003 yılında yürürlüğe konulan “Afrika Ülkeleri ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi” stratejileri çerçevesinde bu ülkelere yönelik ihracatımız sırasıyla %37 ve %40 oranlarında artarak 18,9 ve 3 milyar dolar olmuştur. Böylece komşu ve çevre ülkelerin ihracatımız içindeki payı %30’a ve Afrika ülkelerinin ihracatımız içindeki payı %5’e ulaşmıştır.

·         Sektörel anlamda 2004 yılında sağlanan yapısal değişim analiz edildiğinde, otomotiv ana ve yan sanayi, makine imalat sanayi, elektrik ve elektronik gibi dünya ticaretinde yüksek paya sahip, ileri teknoloji ihtiva eden ve sermaye yoğun sektörlerin ihracatımız içindeki paylarının hızla artmaya devam ettiği görülmektedir.

·         Nitekim, ihracatımızın yükselen sektörleri arasında yer alan ve 2004 yılında %49 oranında bir artış yakalayarak 10,8 milyar dolar ihracat gerçekleştiren otomotiv ana ve yan sanayiinin toplam ihracatımız içindeki payı %17 seviyesine ulaşmıştır.

·         Benzer şekilde, %39 ihracat artışı ile 6,1 milyar dolara ulaşan elektrik-elektronik sektörümüz de başta Avrupa Birliği gibi gelişmiş ülkeler olmak üzere, tüm dünyaya kendi markalarıyla girme başarısını göstermiştir.

·         Öte yandan, ihracatımız içinde ilk sırada yer alan tekstil ve hazır giyim sektörlerinde de katma değeri yüksek ve moda ve markaya dayalı ürün ihracatında önemli aşamalar kaydedilmiş ve 2004 yılında bu sektörün toplam ihracatı 17,5 milyar doları aşmıştır.

·         Ayrıca dünyada en hızlı gelişen sektörlerden yazılım ve bilişim sektöründe İhracat Stratejik Planı çerçevesinde oluşturulan Çalışma Grubu, proje çalışmalarına başlamıştır.

·         İhracatımızdaki geleneksel ürünlerden olan demir ve çelik ihracatımız 2004 yılında bir önceki yıla göre %71’lik artış yakalayarak 9 milyar dolar seviyesini aşmıştır. Aynı zamanda diğer bir önemli ihraç kalemimiz olan kimyasallar ihracatımız da %40’lık bir artış oranı ile 5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

·         Özellikle son yıllarda büyük bir atılım içinde olan makine ve aksamları ihracatımız ise %41 gibi yüksek oranda artışla 2 milyar dolar olmuştur.

·         En eski ihraç ürünlerimizden olan tarımsal ürünler ihracatımız ise %24,7 oranında artışla 7,5 milyar dolar seviyesini aşmıştır. Alt gruplar itibariyle bakıldığında ise, Fındık ve Mamulleri %85, Kuru Meyve ve Mamulleri %24,4, Meyve ve Sebze mamulleri ise %22,1 oranında ihracat artışı sağlamıştır.

·         Son olarak, madencilik ürünleri ihracatımız ise, bir önceki yıla göre %42,5 artış oranı ile 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.

·         Tüm bu gelişmeler ışığında, 2003 yılında %19,8 olan ihracatımızın GSMH içindeki oranı 2004 yılında %21,4’e yükselmiş ve böylelikle ihracatımız son yıllarda olduğu gibi 2004 yılında da tüm makroekonomik göstergeler üzerindeki olumlu etkisini artırarak sürdürmeyi başarmıştır.

 

 

 

 

2005 YILI GELİŞMELERİ

·          İhracatın ülkemiz ekonomisine verdiği desteği sürekli hale getirmek, ülkemizi tam anlamıyla ihracata dayalı kalkınma stratejisi izleyen, dünya ile bütünleşmiş bir konuma getirebilmek ve ihracat artışımızı konjonktür değişmelerinden mümkün olabildiğince arındırarak sürdürülebilir bir ihracat artışı yakalayabilmek hedefi doğrultusunda oluşturulan İhracat Stratejik Planı 2004-2006 çalışması başarılı bir uygulama süreci yaşamaktadır.

·         2005 yılında ihracatımız %16,3 artışla 73,5 milyar dolar, ithalatımız %19,7 artışla 116,8 milyar dolar olmuştur. Böylelikle, 2004 yılında %64,8 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı 2005 yılında %62,9’a gerilemiş ve dış ticaret hacmimiz 190 milyar doları aşmıştır. Ülkemiz, 2005 yılında ihracat hacmi bakımından dünya ülkeleri arasında 22. sırada yer almıştır.

·         2005 yılı ihracatımız ülke grupları itibariyle incelendiğinde, Avrupa Birliği ülkelerinin 38,4 milyar dolarlık ihracat ve %52,3’lük payla ihracatımızda ilk sırayı aldığı görülmektedir.

·         Sürdürülebilir ihracat alt yapısı oluşturulmasında kritik bir önem arz eden ihraç pazarlarlarının çeşitlendirilmesine yönelik yakalanan eğilim devam etmektedir. 2003 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısı 9 iken, 2004 yılında 14, 2005 yılında ise 15 ülkeye ulaşılmıştır. 

·         2000 yılında yürürlüğe konulan “Komşu ve Çevre Ülkeler ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi” ve 2003 yılında yürürlüğe konulan “Afrika Ülkeleri ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi” stratejileri çerçevesinde bu ülkelere yönelik ihracatımız 2005 yılında sırasıyla %27,2 ve %22 oranlarında artarak 24,1 ve 3,6 milyar dolar olmuştur. Böylece komşu ve çevre ülkelerin ihracatımız içindeki payı %32,8’e ulaşırken ve Afrika ülkelerinin ihracatımız içindeki payı %5 olarak kalmıştır.

·         İhracatımızda önemli payı olan ülkelerden, genel ihracatımızda %12,9 oranında paya sahip Almanya’ya olan ihracatımız 2005 yılında %8,1 artarak 9,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, Rusya Federasyonu’na ihracatımız %27,9 oranında artarak 2,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve söz konusu ülkenin genel ihracatımızdaki payı %3,2’yi bulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatımız ise 2005 yılında %1 artarak 4,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve A.B.D’ nin toplam ihracatımızdaki payı %6,7 olmuştur. Diğer taraftan, 2005 yılında Romanya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ukrayna’ya %40’ın üzerindeki ihracat artışları dikkat çekmektedir.

·         İhracatçı Birlikleri tarafından hazırlanan İhracat Kayıt Rakamları esas alınarak ihracatımızın sektörel yapısına bakıldığında; ihracatımızda %13,2 payı olan tarım ürünleri ihracatının 2005 yılında %27,4 oranında artarak 9,7 milyar dolar seviyesine geldiği görülmektedir. Madencilik ürünleri ihracatımızın genel ihracatımızdaki payı %2,1 olup, sektörün 2005 yılı ihracat artışı %26,3 seviyesindedir. İhracatımızın %84,8’ini oluşturan sanayi ürünleri ihracatı ise 2005 yılında %12,7 oranında artmıştır. Sanayi ürünlerinin genel ihracatımız içerisindeki yüksek payı nedeniyle, söz konusu ürünlerin ihracat artış hızı, genel ihracat artışında belirleyici olmuştur.

·         Sektörel detaya inildiğinde, ileri teknoloji ihtiva eden ve sermaye yoğun sektörlerin ihracatımız içindeki paylarının hızla artmaya devam ettiği görülmektedir.

·         Sanayi ürünleri içerisinde önemli bir yer tutan Makine ve Aksamları ihracatında 2005 yılında %27,3 oranında artışla 2,7 milyar dolarlık ihracata ulaşılmıştır.

·         2004 yılında %49 oranında bir artış yakalayan otomotiv ana ve yan sanayii ihracatı, 2005 yılında da genel artış ortalamasının üzerinde bir orana ulaşarak %20,9 oranında bir artış kaydetmiş ve 13,1 milyar dolar olmuştur. Otomotiv ana ve yan sanayii, toplam ihracatımızda %17,8 oranında bir paya sahiptir.

·         Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından, katma değeri yüksek ve moda ve markaya dayalı ürün ihracatına sağlanan katkılardan en önemli payı alan tekstil ve hazır giyim sektörlerinin toplam ihracatı 18,6 milyar dolara ulaşmıştır.

·         2004 yılında %40 oranında bir artış kaydeden kimyasallar ihracatımız, 2005 yılında %34,8 oranında bir artış kaydederek 6,8 milyar dolara ulaşmıştır. Kimyevi Maddeler ve Mamulleri ihracatı genel ihracatımızın %9,2sini oluşturmaktadır.

·         Tarımsal ürünler ihracatımız ise 2005 yılında %27,4 oranında artışla 9,7 milyar dolar seviyesini aşmıştır. Alt gruplar itibariyle bakıldığında ise Zeytin ve Zeytinyağı %126,5, Fındık ve Mamulleri %57,9, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri ise %31,1 oranında ihracat artışı sağlamıştır.

·         Son olarak, madencilik ürünleri ihracatımız ise, bir önceki yıla göre %26,3 artış oranı ile 1,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.

·         İhracat rakamlarımızı bir diğer makro göstergeyle kıyaslamak gerekirse, 2003 yılında %19,8 olan ihracatımızın GSMH içindeki oranı 2004 yılında %21,4’e yükselmiş, 2005 yılında ise %20,4 olarak gerçekleşmiştir.

2006 YILI GELİŞMELERİ

·         İhracatımızda görülen istikrarsız artış dikkate alınarak, “sürdürülebilir ihracat artışını sağlayacak ihracat yapısını oluşturmak” hedefi doğrultusunda geliştirilen İhracat Stratejik Planı 2004-2006 çalışması başarılı bir uygulama sürecini tamamlamış olup, “sürdürülebilir ihracat artışı sağlayacak rekabetçi yapıyı geliştirmek” amacıyla oluşturulan İhracat Stratejik Planı 2007-2009 çalışmasına başlanmıştır.

·         2006 yılında ihracatımız %16,3 artışla 85,5 milyar dolar, ithalatımız %18,4 artışla 138,3 milyar dolar olmuştur. 2005 Ocak-Aralık döneminde 43.3 milyon dolar olan dış ticaret açığımız, 2006 yılı aynı döneminde % 21,9 oranında artarak 52.8 milyon dolara yükselmiştir.

·         2006 yılı ihracatımız ülke grupları itibariyle incelendiğinde, Avrupa Birliği’nin (AB) ihracattaki ağırlığı devam etmektedir. 2005 yılına göre AB ülkelerine yapılan ihracat %14,4 artarak 43,9 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. AB ülkeleri %51,6 ile ihracatımızda en yüksek paya sahiptir.

·         İhracatta bölgesel bağımlılığın önüne geçilmesi ve sürdürülebilir ihracat alt yapısının oluşturulması amacıyla ihraç pazarlarlarının çeşitlendirilmesine yönelik yakalanan başarı devam etmektedir. 2004 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısı 14 iken, 2005 yılında 15 ülkeye, 2006 yılında da 19 ülkeye ulaşılmıştır. 

·         2000 yılında yürürlüğe konulan “Komşu ve Çevre Ülkeler ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi” ve 2003 yılında yürürlüğe konulan “Afrika Ülkeleri ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi” stratejileri çerçevesinde bu ülkelere yönelik ihracatımız 2006 yılında sırasıyla %21 ve %25,5 oranlarında artarak 29,2 ve 4,5 milyar dolar olmuştur. Böylece komşu ve çevre ülkelerin ihracatımız içindeki payı %34,3’e ulaşırken ve Afrika ülkelerinin ihracatımız içindeki payı %5,4 olarak kalmıştır.

·         İhracatımızda önemli payı olan ülkelerden, genel ihracatımızda %11,4 oranında paya sahip Almanya’ya olan ihracatımız 2006 yılında %2,3 artarak 9,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, Rusya Federasyonu’na ihracatımız %35,7 oranında artarak 3,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve söz konusu ülkenin genel ihracatımızdaki payı %3,8’i bulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatımız ise 2006 yılında %1,7 artarak 5 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve A.B.D’ nin toplam ihracatımızdaki payı %5,9 olmuştur.

·         İhracatçı Birlikleri tarafından hazırlanan İhracat Kayıt Rakamları esas alınarak ihracatımızın sektörel yapısına bakıldığında; ihracatımızda %11,4 payı olan tarım ürünleri ihracatının 2006 yılında %6,2 oranında artarak 9,8 milyar dolar seviyesine geldiği görülmektedir. Madencilik ürünleri ihracatımızın genel ihracatımızdaki payı %2,4 olup, sektörün 2006 yılı ihracat artışı %36,4 seviyesindedir. İhracatımızın %86,2’sini oluşturan sanayi ürünleri ihracatı ise 2006 yılında %17,9 oranında artmıştır. Sanayi ürünlerinin genel ihracatımız içerisindeki yüksek payı nedeniyle, söz konusu ürünlerin ihracat artış hızı, genel ihracat artışında belirleyici olmuştur.  

·         Sanayi ürünleri içerisinde önemli bir yer tutan demir ve demir dışı metaller ihracatında 2006 yılında %35,9 oranında artışla 4,1 milyar dolarlık ihracata ulaşılmıştır.

·         2005 yılında %20,3 oranında bir artış yakalayan Otomotiv Ana ve Yan Sanayii ihracatı, 2006 yılında da genel artış ortalamasının üzerinde bir orana ulaşarak %22,9 oranında bir artış kaydetmiş ve 15,5 milyar dolar olmuştur. Otomotiv ana ve yan sanayii, toplam ihracatımızda %18,1 oranında bir paya sahiptir.

·         Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından, katma değeri yüksek ve moda ve markaya dayalı ürün ihracatına sağlanan katkılardan en önemli payı alan Tekstil ve Hazır Giyim sektörlerinin toplam ihracatı 19,6 milyar dolara ulaşmıştır.

·         2005 yılında %34,5 oranında bir artış kaydeden Kimyevi Maddeler ve Mamulleri ihracatımız, 2006 yılında %29,2 oranında bir artış kaydederek 8,8 milyar dolara ulaşmıştır. Kimyasallar ihracatı genel ihracatımızın %10,2’sini oluşturmaktadır.

·         Tarımsal ürünler ihracatımız 2005 yılında %28 oranında artışla 9,2 milyar dolar iken, 2006 yılında %6,2 oranında artışla 9,8 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Alt gruplar itibariyle bakıldığında ise Tütün %21,2, Yaş Meyve ve Sebze %18,8, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri ise %18,9 oranında ihracat artışı sağlamıştır.

·         Son olarak, Madencilik Ürünleri ihracatımız ise, bir önceki yıla göre %36,4 artış oranı ile 2,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.

·         İhracat rakamlarımızı bir diğer makro göstergeyle kıyaslamak gerekirse, 2004 yılında %21,4 olan ihracatımızın GSMH içindeki oranı 2005 yılında %20,4’e gerilemiş, 2006 yılında ise %21,3 olarak gerçekleşmiştir.

 

1923-2006 DÖNEMİ TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARET RAKAMLARI (Milyon Dolar)

 

YILLAR

İHRACAT

İTHALAT

DENGE

HACİM

1923

51

87

-36

138

1924

82

101

-19

183

1925

103

129

-26

232

1926

96

124

-28

220

1927

81

108

-27

189

1928

88

114

-26

202

1929

75

124

-49

199

1930

71

70

1

141

1931

60

60

0

120

1932

48

41

7

89

1933

58

45

13

103

1934

73

69

4

142

1935

76

71

5

147

1936

94

74

20

168

1937

109

91

18

200

1938

115

119

-4

234

1939

100

93

7

193

1940

81

50

31

131

1941

91

55

36

146

1942

126

113

13

239

1943

197

155

42

352

1944

178

126

52

304

1945

168

97

71

265

1946

215

119

96

334

1947

223

245

-22

468

1948

197

275

-78

472

1949

248

290

-42

538

1950

263

286

-23

549

1951

314

402

-88

716

1952

363

556

-193

919

1953

396

533

-137

929

1954

335

478

-143

813

1955

313

498

-185

811

1956

305

407

-102

712

1957

345

397

-52

742

1958

247

315

-68

562

1959

354

470

-116

824

1960

321

468

-147

789

1961

347

510

-163

857

1962

381

622

-241

1.003

1963

368

688

-320

1.056

1964

411

537

-126

948

1965

464

572

-108

1.036

1966

491

718

-227

1.209

1967

522

685

-163

1.207

1968

496

764

-268

1.260

1969

537

801

-264

1.338

1970

588

948

-360

1.536

1971

677

1.171

-494

1.848

1972

885

1.563

-678

2.448

1973

1.317

2.086

-769

3.403

1974

1.532

3.778

-2.246

5.310

1975

1.401

4.739

-3.338

6.140

1976

1.960

5.129

-3.169

7.089

1977

1.753

5.796

-4.043

7.549

1978

2.288

4.599

-2.311

6.887

1979

2.261

5.069

-2.808

7.330

1980

2.910

7.909

-4.999

10.819

1981

4.703

8.933

-4.230

13.636

1982

5.746

9.235

-3.489

14.981

1983

5.728

9.235

-3.507

14.963

1984

7.134

10.757

-3.623

17.891

1985

7.958

11.343

-3.385

19.301

1986

7.457

11.105

-3.648

18.562

1987

10.190

14.158

-3.968

24.348

1988

11.662

14.335

-2.673

25.997

1989

11.625

15.792

-4.167

27.417

1990

12.959

22.302

-9.343

35.261

1991

13.594

21.047

-7.453

34.641

1992

14.715

22.871

-8.156

37.586

1993

15.345

29.428

-14.083

44.773

1994

18.106

23.270

-5.164

41.376

1995

21.637

35.709

-14.072

57.346

1996

23.224

43.627

-20.403

66.851

1997

26.261

48.559

-22.298

74.820

1998

26.974

45.921

-18.947

72.895

1999

26.588

40.671

-14.083

67.259

2000

27.774

54.503

-26.729

82.277

2001

31.334

41.399

-10.065

72.733

2002

36.059

51.554

-15.495

87.613

2003

47.253

69.340

-22.087

116.593

2004

63.167

97.540

-34.372

160.706

2005

73.476

116.773

-43.297

190.249

2006

85.479

138.290

-52.812

223.769

 

 

Dış Ekonomi - Ticaret
 
cupidkreasyon.com

gelinlik abiye nışanlık ihracatı
(0 Gelen 748 Giden)

Ihlamur Şifalı Bitkiler ve Baharat

Şifalı Bitkiler,Baharat,Doğal Afrodizyaklar,Bitkisel Kozmetikler
(0 Gelen 490 Giden)

Papatya Bitki Evi Şifalı Bitkiler ve Baharat

Şifalı Bitkiler,Baharat,Doğal Afrodizyaklar,Bitkisel Kozmetikler
(0 Gelen 228 Giden)

Senin linkin burada olsun mu?
O zaman buraya kaydını yaptır:
=> Kayda git
Reklam
 
 
Bugün 15 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=